|
Yapı Kredi Kart Hizmetleri A.Ş. Kredi Değerlendirme Birimi Gebze 41 400, Kocaeli F: 0212 514 07 64
İlgi: 12 Mart 1999 tarihli ve 228 94 78 sayılı yazınız.
Söz konusu yazınız, toplumumuzun, ya da geniş anlamda “dünya sisteminin” nasıl bir aşamaya geldiğinin çok çarpıcı bir örneğini sergilemektedir.
Önce şunu belirteyim ki, benim şahsen belli, örneğin “gold” türü bir kredi kartı edinmek yönünde bir talebim olmadıydı. Galatasaray Üniversitesi’nden, öğretim üyesi maaşımın yattığı Ortaköy’deki Şubeniz’in değerli ilgililerinin, kart isteğimi, bir öğretim üyesine duydukları saygı gereği olsa gerek, bahse konu biçimde yönlendirdiklerini sanıyorum.
Ama önemli olan bu değil. Sizin, daha doğrusu sistemin, insanları ve insanlara duyulacak güveni, başkaca hiç bir ölçüt aramaksızın tamamen maddiyata raptetmeniz; hatta, “genel bir karlılık amacına” ters düşmek pahasına, böyle davranıyor olmanız; işte asıl önemli olan bu!
Bana yolladığınız yazı, belli ki, durum şablonuna göre “otomatik” olarak çıkartılıp yollanan bir yazı niteliğinde. İnsanlar paket; durumlar paket; daha kötüsü ölçütler (son toplamda sahibine zarar verecek olsa bile), para; cevaplar buna göre ve otomatik.
Şimdi otuz yıldan fazla bir zamandır üniversite hocasıyım; bu sürenin yarıdan fazlası akademik merdivenin en üst basamağında geçti. Hayatım boyunca beni yazınız kadar inciten, çok fazla olay yaşamadığımı, dikkatinize, şu “zembereğinden boşalmış sisteme” dönük bir reaksiyon ve toplumumuz ve dünyamız kültürüne bir katkı oluşturması için olsun, getirmeliyim. Öyle ya, şu gayrı insani tutuma benim düzeyimde muhatap olunabildiğine göre, vay sokaktaki kimsesiz yığınların, insancıklarımızın haline!..
Ey Banka Sistemi:
Sen bana “Gold Kart” versen mi ben büyüyeceğim ki, bir de “otomatik cevabına”, sanki, aydan aya aldığım memur profesör maaşıyla ayıp ediyormuşum ve karnemdeki “hal ve gidiş notum”, yani “çok bir iyi” değilmiş de, “önümüzdeki dönem” bunu düzeltmeliymişim gibi, tutup “gelecekte mevcut şartlarınızda değişme olduğu takdirde, yeniden başvuru hakkınız saklıdır”, diyebilecek kadar küstahlaşabiliyorsun!
Sen tabii anlamazsın, “var olma” çabasına sevdalanmaktan, “varlıklı olmaya” bir türlü gelinemeyeceğini... Senin, güya Türkçe yolladığın, ama kaç yerinde (“Card Services”, “Premier”, “Gold” nevinden, züppe deyimlerle açığa vurduğun) İngilizce aromalı, “turkilish”ce yazının çağrıştırdığı dilden söyleyeyim: Sen, bu kafayla, cızırtılı elektronik, “to have” anaforlarında, “to be” fiilini hiç bir zaman kavrayamazsın!
Senden zaten birşey isteyen yok. Ama madem insanlara sesleniyorsun, adam ol; elektronik-melektronik, ama adam ol, adam!..
Bak onların anlayışı farklı, kültürü farklı, felsefesi farklı... Yaa... Benim ampullü, düğmeli, nalıncı keseri suratlı banka sistemim...
* Değerli İlgililer:
Sözüm size değil tabii! Muhakkak anlıyorsunuz, Banka Elektronik Sistemi’ne... Onun için ne olur üstünüze alınmayın.
Ama herhalde şu sistemin bunca küstahlaşmasına, birilerinin bir gün, bir tepki vereceğini tahmin ederdiniz, değil mi!
Ben yalnız, şu sistemin harmanında “ot” olamayacağımıza göre, onun, bir dolu edepsizliğinden yalnızca birine tepki niteliğindeki bu yazıdan, başka şeyler de yapacağım:
° Üç kuruşluk hesabımı Bankanız’dan çekeceğim. ° Sistemi önce üniversiteme şikayet edeceğim; sonra da maaşımın Bankanız’a yatmasını engelleyeceğim. ° Sistemi ayrıca kamuoyuna şikayet edeceğim. Bu konuda, umut tacirlikleriyle habire sistemin yandaşı olarak mıknatıslanmaya çalışılan, ama zamanı geldiğinde yeri en duygusuz, teneke beyanlarla yüzüne bağrılan, kimsesiz yığınların söyleyeceği, muhakkak çok şey olsa gerektir, öyle değil mi!..
*
Başarılarınızın sağlıklı, mutlu, güzel günlerde devamını diliyor; sevgiler, saygılar sunuyorum.
Prof. Dr. Tolga Yarman Galatasaray Üniversitesi
|