|
SAVUNMA VE GÜNEYDOĞU
SAVUNMA VE GÜNEYDOĞU Prof. Dr. Tolga Yarman, Nükleer Mühendis Anadolu Bilim ve Teknoloji Stratejileri Araştırma Enstitüsü Nisan 1990
Bu satırların yazarı bundan daha üç yıl önce, bilhassa bizim bulunduğumuz yörede, keza Orta Avrupa’da, “Caydırıcılık” kavramının, nükleer olmayan tahrip başlıklarıyla donatılmış, güçlü, güdümlü, “akıllı füzeler”e kayacağını, çalışmış ve ilgili mercilere duyurmuştur.
Bu alanda özellikle, Genelkurmay Başkanrlığımız’ın o ara gösterdiği duyarlılığı kıvançla kaydetmeliyim.
Geliştirdiğimiz öneriye göre, çevremizde mevcut ya da vuku bulacak tehdidi, saldırgan olmayan ancak, “yeterli” sayıdaki akıllı füzelerle caydırmayı öne çekmekteydik. Hatta böyle bir bağlamda “Savunma Sanayimize” de bir gelişme doğrultusu işaret etmek istemiştik. Buf yönde, özellikle ROKETSAN girişimiyle bir miktar harekete geçildiğini, memnunlukla belirtmeliyim.
Şu var ki, çabalarımız ivmelenmedi. Güneyimizdeyse, sanırım hesap dışı bir hareketlenme başgösterdi. İran-Irak Savaşı sırasında taraflar füze çalışmalarına hayli ağırlık vermişlerdi. Barışa girilmesiyle birlikte, anlaşılan, önceden edinilen hızlanma, devam ettirildi.
Halen güneyimizde, kuzeyimizde olduğundan çok daha fazla, çok daha farklı, çok daha denetim dışı, bir tehdit oluşmuş bulunduğu izlenimini, maalesef taşımaktayım.
Silahlı Kuvvetlerimiz bir “bütün” olarak, hiç kuşkusuz, güneyde oluşmuş ya da oluşacak bir tehdidi bugün, tartacak birikim ve güce sahiptir.
Ancak Güney Doğu’da “yöresel bir nisbi üstünlüğün” sınırlarımızın ötesinde oluşu tabii hoş karşılanmayacaktır.
Güneyimizde birikmiş tehdit, kanımızca doğrudan bize yönelik olarak geliştirilmiş değildir. Ama, sayısal ve teknik herhangi bir üstünlük, özellikle Güney doğu sınırlarımızın ötesinde meydana gelmişse, bu, ister-istemez ciddi, “potansiyel bir tehdit” taşır.
İnsanın tabiatı, huyu, özlemleri, iştahı, şehveti, tarihten süzülen teoremlerde belirginleşmektedir.
Buna göre, güneyimizde biriken, şimdilik “dağınık” tehdidin; öncelikle GAP çerçevesindeki olumlu gelişmelerin, kaçınılmaz biçimde güneye dönük mümkün bir silah olarak algılanmasının uzantısında, bu kez bize bir “silah” alameti olarak yöneltilmesi olasılığını, hiç mi hiç gözardı edemeyeceğimizi düşünüyorum.
Öyle bir silahın bize doğrultulması sonucunu doğuracak ayrıca başka gelişmeleri de, bu günlerde yoğun olarak yaşadığımıza dikkat etmemiz yerinde olacaktır.
Güneyimizde meydana gelen gelişmelere kesinlikle, kayıtsız kalamayız.
Yöredeki potansiyel tehdidi, bilhassa karşı “yeterli bir füze savunmasıyla” caydırmamız, bir kaçınılmazlık gibi görünmektedir.
|