|
ZİRVEDE NÜKLEER SİLAHSIZLANMA
Prof. Dr. Tolga YARMAN Anadolu Bilim ve Teknolojileri Stratejileri Araştırma Enstitüsü (BİLTES)
Silahlanma yarışı, o arada nükleer silahlar, 1950’lerden bu yana pekçok aşamadan geçerek, “Yıldız Savaşları”na kadar tırmanmıştı.
Kısaca ifade edilirse Sovyetler Birliği, Yıldız Savaşları alanında, ABD’nin düzeyinde değildi. Bununla beraber, ABD’nin nükleer silahları, uzaydan yok edecek bir “lazer kalkanı” oluşturması halinde, bu kalkanı delebilecek ilave nükleer silahlar yapılabilirdi. İşte bu noktada, Gorbaçov, önceki Sovyet liderlerinin sergilediğinden çok farklı bir yaklaşımla , bir “U” dönüşü yapmış... ABD’nin Yıldız Savaşları projesinden vazgeçmesi halinde Avrupa’dan, orta menzilli nükleer silahların karşılıklı olarak sökülmesini, önermişti.
Gorbaçov’un “barış taarruzu” tüm dünyada, şaşkınlık ve sevinç yarattıydı.
Nükleer silahlanma evresinde böyle bir adım, dünyamızın giderek saplandığı ve yavaş yavaş “sonun başlangıcı” gibi görünen sürüklenmeye; apaydınlık, umut dolu bir “fren” niteliğinde, gelişiverdi.
Demokratik Caydırıcılık
Gerçekte nükleer silahların sökülmesine dönük başarı –Gorbaçov’un barışister karakteri saklı olarak- silahlanmanın, dünyanın başına “bela” olduğunun bilincindeki, özellikle demokratik Batı Avrupa kamuoyunun, başarısıdır.
Demokratik Batı Avrupa Kamuoyu, “nükleer caydırıcılıktan” daha etkin bir silahın, mucidi olmuştur. Bu silah, “demokratik caydırıcılık” silahıdır.
İşte bu silahtır ki son toplamda; nükleer silahların, özellikle Avrupa’daki orta menzilli nükleer silahların sökülmesinde “geri sayım” işlemini, mutluluk çiçekleri açarak, zorlamıştır.
Nükleer Alt Sınır
Şu var ki nükleer silahsızlanmanın bugün için, maalesef bir çok açıdan “alt sınırı” vardır.
Halen, karada konuşlandırılmış, o arada denizaltılarda ve uçaklarda dolaştırılmakta bulunan, yirmibin kadar nükleer başlık mevcuttur. Bunların herbiri koca bir kenti yokedebilecek çaptadır. Demek ki, dünyayı şöyle bir yüz defa mahvedebilecek kadar çok nükleer silah karada, havada ve denizdeki siperliklerde, kovanlardadır.
Dolayısıyla “dehşet dengesi” tüm ürpertici özellikleriyle, hala daha yürürlüktedir. Yazık ki önemli bir süre öyle de kalacak gibi görünmektedir.
Diğer yandan ABD, Yıldız Savaşları kartını, hala daha elinde tutmaktadır. Değişik bir deyişle, nükleer silahlanma, yakında uzaya sıçrayabilicektir. Bu, ister istemez, nükleer silahsızlanmada çok olumsuz bir belirleyicidir. Başka bir yandan, Özellikle Doğu Bloku; “bütünlüğü” açısından “destabilize” olmuştur. Doğu Almanya’nın, Federal Almanya ile birleşmesi, Sovyetler Birliği’nin, açıkca bir “hinterland” yitirmesi, demek olmaktadır. Sovyetler Birliği’nin kısa süre önce yaptığı, Almanyalar’ın bloksuz olması yönündeki öneri, ne ölçüde iyimser ve saygınsa; Batı mihrahlarının böyle bir öneriye “Olmaz” yanıtını anında yapıştırıvermesi, gelişmelerin o nisbette,”tek taraflılık” özelliği kazandığının bir işareti sayılacaktır.
Fazla olarak ABD, Doğu Bloku’nun da ötesinde, en nihayet Sovyetler’i destabilize etmeyi, “başarmış” olmaktadır.
“Vaşington Zirvesi”nde, Litvanya’nın bağımsızlığının, daha doğrusu bir Sovyet’in, Sovyetler Birliği’nden “koparılmık” istenmesinin –dolaylı da olsa- öne çekilmesi; üzerinde, uzun uzadıya durulması gereken bir olgudur.
Bu durumda, sayıları zaten “gerekenden” çok fazla olan kıtalararası balistik nükleer füzelerin, şimdi yarıyarıyalık bir oranda azaltılmak istenmesi; Dünya açısından tabii sevindirici bir gelişmedir. Ama özünde, öncelikle, Sovyetler Birliği’nin, bir “dişinin” daha sökülmesi anlamını taşımaktadır.
Bu açıdan kısaca, “buruk” sayılabilecek, en azından süperler arası “simetrik” olmayan bir silahsızlanma süreci yaşanmaktadır. Bir yandan karşılıklı nükleer cephane azaltılırken, öte yandan tek taraflı, uzaya yönelik silahlar geliştirilmektedir.
Dikkate getirdiğimiz, süperler arası çelişkinin yanısıra, Avrupa’da da ciddi ve şimdilik aşılmaz görünen bir çelişki yüzünden, nükleer silahsızlanmada bir “alt sınır” olgusu yaşanmaktadır.
Kısaca, Fransa ve İngiltere nükleer devletlerdir. Avrupa’da özellikle Federal Almanya, yahut şimdilerden sonra Birleşik Almanya’nınsa, nükleer devlet olması söz konusu değildir.
İngiltere ve Fransa nükleer devlet olma üstünlüklerini, görünebilir menzilde, hiçbir şekilde elden bırakmayacaklardır. Böylesi bir üstünlüğün yalnızca Almanya veya Almanyalar’a karşı değil... Aynı zamanda Sovyetler Birliği’ne, hatta bir manada ABD’ye karşı da duracağı, kaydedilmelidir.
Sonuç
Bundan önce, süperler itibariyla çift kutuplu, “simetrik”, bir dünya vardı. Şimdi ise özellikle kıtalararası, keza Avrupa simetrisi bozulmuş; öte yandan nükleer silahsızlanma sürecinde, bloklar arası ya da blok içi çekişme ve çelişkilerden dolayı alt sınırlar işaret eden, bir dünyaya geçilmektedir.
“Vaşington Zirvesi”nin özeti, işte budur.
Zirve, yine de bir gelişmedir. .. Ancak yeterince sevindirici değildir.
Sevinç, “demokratik caydırıcılığın” bugünkünden daha yaygınca örgütlenip, dünya kamuoyunun silahsızlanmadan yana etkin bir tavır geliştirmesinin ardındadır.
*
Böyle bir bağlamda ülkemizin özelliklerindeki dönüşümlerse, başka bir yazının konusu olmaktadır.
|